Arşivler

Hayat-ı Şerifleri

Evliyânın büyüklerinden ve on ikinci imâm. İsmi, Muhammed bin Hasan el-Hâlis bin Ali Hâdî’dir. Künyesi Ebü’l-Kâsım’dır. Lakabları El-İmâmiyyetübil-Hücce, Kâim, Mehdî, Muntazır ve Sâhibüzzaman’dır. 869 (H.255) senesinde Samarra’da doğdu. 888 (H.275) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti ve orada defnolundu. Tasavvufta feyz vermesi, kutubluğu on dokuz sene sürdü. Baba ve dedeleri gibi o da zamânının kutbu olup, zamânındaki bütün velîlere feyz, onun vâsıtasıyla ulaştı.

Doğacağı gece babası, evinde bulunan teyzesine; “Teyzeciğim bu gece bizim evde bulun. Allahü teâlâ bize yerimize geçecek bir evlâd verecektir.” dedi. Teyzesi; “Hanımın Nercis’te hâmilelik alâmetleri yok. Oğlum kimden olacak?” deyince; “Nercis hâmilelik yükünü çekmeyecek, ancak doğum zamânı belli olacak.” dedi.

Teyzesi anlatır: “Gece teheccüd namazına kalktım. Nercis de kalktı. Kendi kendime; “Sabah oluyor, henüz doğum halleri meydana çıkmadı.” diyordum. İmâm-ı Askerî’nin sesini duydum. “Teyzeciğim Nercis’in odasına git!” dedi.

Nercis’in odasına gittiğimde beni karşıladı. Vücûdu titriyordu.Onu bağrıma basıp, İhlâs ile Kadr sûresini ve Âyet-el-Kürsî’yi okudum. Çocuk da annesinin karnında bunları okuyor, sesi duyuluyordu. Sonra bir ara oda aydınlandı. Baktım çocuk doğmuştu. Babası; “Teyzeciğim oğlumu getir.” dedi. Çocuğu sarıp götürdüm. Dilini çocuğun ağzına dokundurup; “Allahü teâlânın izniyle konuş!” dedi. Çocuk besmele çekip bir âyet-i kerîme okudu. O sırada etrâfımızı yeşil renkli kuşlar sardı. Bunların melekler olduğunu öğrendim.”

1) Nûr-ül-Ebsâr; s.168
2) İslâm Meşhurları Ansiklopedisi; c.2, s.1290